|
Kardeşimizi Vurdular / Erdal Kılıçkaya
Yeryüzünde bazı insanlar vardır ki, onlar istisnadırlar. Duruşları, söylemleri ile farklı ve güzeldirler.
Hrant Dink de bu güzel insanlardan birisi idi. Sakinliği, açılımları, politik tavrı ile bir zenginlik idi.
Ve bizler bu güzel insanı koruyamadık. Eli kanlı, malum güçlere yem olmasına engel olamadık. Tıpkı Apti İpekçi, Ugur Mumcu, Turan Dursun ve diğerleri gibi.
Bu güzel insanların elimizden alınması yetmiyormuş gibi, bu karabasan günlerine alıştırdılar da bizi. Sanki tarihin tecellisi gibi, sanki de bizler bunları hak ediyormuşuz gibi, aynı senaryoyu tekrar tekrar karşımıza çıkardılar.
Artık alıştırdılar ülke insanını bu karabasan günlerine. Biz ise içimizdeki değerleri, zenginlikleri, güzel insanları, onlara kabul ettirme becerisini gösteremedik. Halkların kardeşliği açılımını yapamadık.
Sevgili Hrank Dink'i son yolculuğuna uğurlarken, arkasından yüzbinlerce insan yürüdü. Sanki de onun huzurunda kendisinden özür diliyor, günah çıkarıyordu bu ülkenin canları.
Ve Hrant Dink bu ülkenin tüm Aydın, Devrimci, Demokrat, Türk, Kürt, Alevi, Sunnileri ve Ermenilerini son yolculuğunda da olsa bir araya getirerek hep inandığı ve uğrunda öldüğü Halkların Kardeşliği tezini bizzat hayata geçirdi. Bunun mümkün olduğunu dosta düşmana gösterdi. Bunu ancak Hrant Dink becerebilirdi. O bunu becermekle de kalmadı, farklılıkların zenginlik olduğunu, Anadolulu olmanın, onlarca farklı dil, din, tarihi zenginliğin üzerinde oturduğumuzu ve bunun da bir şans olduğunu herkese, bu sefer farklı bir şekilde gösterdi.
Ozan Ceyhun Hrant Dink'e pasaport verilmediğini öğrendiklerinde Avrupa Parlementosu olarak devreye girdiklerini anlatıyor. Avrupa Parlementosu Hrant Dink'e Ermeni olduğu için pasaport verilmediğini düşünürken, olayın aslının öyle olmadığını öğreniyorlar. Hrank'a solcu olduğu için pasaport verilmiyordu.
Evet, Hrant Dink Anadolulu bir Aydın, Devrimci, Halkların Kardeşliğine inanan bir solcu ve bu uğurda mücadele veren bir entellektüeldi. O bizim has Kardeşimizdi. Hepimizden daha yalnız ve yine hepimizden daha cesurdu. Anadolu bu yiğit evladını kaybettiği için kan ağlıyor ardından.
Bizler ise Alevisi, Sunnisi, Türkü, Kürdü, Ermenisi, işçisi, öğrencisi olarak, artık zalime karşı tavır koymanın zamanının geldiğini görmüş olmamız gerekiyor.
Bu ülkenin çivisini yerinden çıkaranlara karşı, omuz omuza mücadele etmenin zamanının geldiğini, daha yüksek sesle haykırmamız gerekiyor.
Birlikte yaşamanın mümkün olduğunu, farklılıkların zenginlik olduğunu ve bunu daha önceden başarmış bir ülkenin çocukları olduğumuzu bıkmadan usanmadan anlatmamız ve bunun mücadelesini vermemiz gerekiyor.
Hrant Dink'in çocukları öksüz. Biz ise zalimlerle yaşamaya mahkum.
İşte onun için:
Öğrenme, istemem
Bir Eyüp sabrı nedir
Torunlarımın torunu......
Say ki dedelerin bir masal yaşadı
Say ki acılar masaldı
Öttür ölümsüzlüğe doğru borunu!...
İnsanlık "Auschwitz'de Yahudi, Ramallah'ta Filistinli, Çorum'da, Maraş'ta Alevi olmayı gerektiriyor.
Kim nerede eziliyor, dışlanıyor, aşağılanıyor, katlediliyorsa onun sesidir sesimiz. İnsan olmak, vicdan sahibi olmak, her şeyden öte dünyalı olmak bunu gerektirir. Hepimiz Arap, hepimiz Filistinli, hepimiz Yahudi, hepimiz Iraklı, Lubnanlı, Ermeni, Alevi, Sunni, Kürt ya da Türküz.
Kim kimliğinden, etnik kökeninden, dini inancından dolayı aşağılanıyor, dışlanıyor, öldürülüyorsa yanında olmak zorundayız. Halkların Kardeşliği adına, insan olmanın onuru ile.
Hosçakal Hrant Dink, devrin daim olsun....
Yazar: Erdal Kılıçkaya
|